Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Yazı boyutunu büyütmek için tıklayınız  Yazı boyutunu küçültmek için tıklayınız
Konjonktiva ve Konjonktivit Nedir?
Konjonktiva, göz kapaklarının iç yüzeyi ve göz küresinin korneaya kadar olan bölümünü kaplayan şeffaf müköz membrandır. Konjonktivada mukus ve aköz sekresyon yapan yardımcı gözyaşı bezleri bulunur. Mukus salgı yapan bezler(goblet hücreleri, Henle ve Manz bezleri) konjonktivanın epitelyum katında yerleşmişlerdir. Aköz sekresyon yapan yardımcı gözyaşı bezleri(Wolfring ve Krause) ise konjonktiva stromasında bulunurlar. Konjonktiva 3 kısıma ayrılır:
  1. Kapak Konjonktivası
  2. Forniks Konjonktivası
  3. Bulber Konjonktiva
Konjonktivanın kan dolaşımı, ön silier arterler ve palpebral arterlerle, inervasyonu 5. kranyal sinirin oftalmik dalından gelen duyu sinirleri ile sağlanır. Lenfatik damarlardan zengin olan konjonktivanın lenf drenajı, preauriküler ve submandibüler lenf nodlarına olur.

Konjonktivit Nedir?
Konjonktiva dokusunun iltihabına konjonktivit denir. Konjonktivitler sebep olan etkene göre isimlendirilirler: Bakteriel konjonktivitler,  Viral konjonktivitler, Alerjik konjonktivitler
Bakteriel Konjonktivitler
  Bakteriyel konjonktivit en sık görülen göz enfeksiyonudur. Hayatın erken devresinde göz yüzeyinde mikrobiyolojik flora oluşur. Konakçı, normal flora, patojenler, nonspesifik ve spesifik savunma mekanizmaları arasındaki dengenin konakçı aleyhine bozulması sonucu enfeksiyon gelişir. Nonspesifik savunma mekanizmaları arasında, düzenli kapak hareketleri, sağlam epitel, gözyaşı akımı ve gözyaşı içindeki lizozim, laktoferin, betalizin önemlidir. Spesifik savunma olarak da, gözyaşı ve damardan zengin konjonktivadaki hücresel ve hümoral immünite yer alır. 
Gözün yeterli kapanamaması, kapak kenar bozuklukları, epitel erozyonu, yüzeyel travma, gözyaşı yetmezliği, kronik herpes enfeksiyonu, yaşlılık, hastalıklar, alkol bağımlılığı, immünsupresif kullanımı gibi savunmanın zayıfladığı hallerde konjonktivit daha sık görülür. 

Konjonktivitin tanınması ve tedavi edilmesi genellikle kolaydır, tedaviye cevap alınamazsa kültür ve konjonktiva yayması gerekir. Bu durumda antibiyotik kesilir, 24 saat sonra tetkik yapılır.

Hastada şikayet ve bulgular olarak; Gözde kızarma, çapaklanma (Pürülan sarı sekresyon), kemozis, göz yaşarması sık olarak görülür.Hemoraji, papillalar, membran ve psödomembranlar, lenfadenopati, keratit, sistemik enfeksiyon bulguları görülebilir. Stafilokok ve moraksella enfeksiyonunda nadiren alt fornikste folliküler reaksiyon görülür. Bakteriyel konjonktivitde pannus görülmez. Psödomembran mukus ve protein içeren eksuda ile enflamasyon hücrelerinden oluşur. Konjonktiva epiteline gevşek bağlandığı için soyulduklarında kanama olmaz ve epitel zarar görmez.Enflamasyon daha ağır olduğu zaman gerçek membranlar gelişir, konjonktiva epiteli nekrotik hale gelir ve nekrotik hücrelerle koagulum arasında sıkı yapışıklık vardır. Membran soyulunca epitelyum yırtıldığında kanayan, hassas düzensiz bir yüzey kalır.

Klinik olarak üç tipte seyreder:
1-Akut ( S. aureus, St. pneumoniae, H. influenzae)
2-Hiperakut ( gonokok, menengokok)
3-Kronik (S. aureus, Moraksella lacunata, Enterik bakteriler)
1- Akut Bakteriel Konjonktivitler

Çok sıktır, genellikle kendiliğinden sınırlıdır. En sık sebep S.aureus, S.epidermidis ve pnömokoklardır. Gram(−) ler içinde ise H. İnfluenza ve Moraksella lacunata sık görülür. Bir gözde akut kızarma, batma, yanma ve çapaklanma olur. 1-2 gün sonra diğer göz de tutulur. Kötü hijyen şartlarından olabileceği gibi, konakçı savunma sistemini bozan, kapak anormallikleri, trikiyazis, distikiyazis, kuru göz, yüzeyel travma, immün supresyon gibi etkenlere de bağlı olabilir. Kapaklarda krutlar ve hafif ödem mevcutdur, ilk başta sekresyon seröz olabilirse de kısa sürede mukopürülan hale döner. Uyanınca, gece biriken eksuda sebebiyle birbirine yapışan kapaklar zorlukla açılır. Konjonktivada soluk bir kızarma görülür. Ağır vakalarda membranlar olabilir. Nadir olarak kornea tutulumu izlenir. Punktat keratit ve limbal infiltrasyonlar görülür. Pnömokok konjonktiviti çocuklarda sık görülür, okullarda epidemi yapabilir.

H. İnfluenza konjonktiviti ılıman iklimlerde ve çocuklarda sık görülür. Uzun (10-15 gün) ve ağır seyreder. H. influenza tip B konjonktivitinde küçük peteşial konjonktiva kanamaları tipiktir. 6 ay- 3 yaş arası çocuklarda beraberinde periorbital şişlik ve mavimtırak renk görülür, preseptal sellülit sanılabilir. H. İnfluenza konjonktiviti genellikle üst solunum yolu enfeksiyonu, ateş ve lökositozla beraberdir, bakteriyemi yapabilir. Bu durumda sistemik antibiyotik de kullanılmalıdır.

Kronik folliküler konjonktivit yapabilen M. Lacunata ve kronik blefarokonjonktivit yapabilen S. Aureus dışında akut bakteriyel konjonktivitlerin çoğu ya spontan geçer veya ilaç tedavisiyle hızla geçer. Yenidoğan Konjonktivitinin de en sık sebebi bakterilerdir.

Tedavi: Başlangıç tedavide geniş spektrumlu antibiyotikler seçilir, gündüz damla, gece ise pomad formu kullanılır. Tedavi en az 7 gün kullanılmalıdır. Damla sıklığı kliniğe göre ayarlanır.  Pomadların etkisi daha uzundur ancak görmede geçici bulanıklık yaparlar, geceleri tercih edilirler. Tedaviye cevap alınamazsa, ilaçlar kesilip laboratuar tetkikleri yapılmalıdır. Hasta yakından takip edildiği takdirde, şikayetlerin çabuk rahatlaması için topikal kortikosteroid de ilave edilebilir.

2- Hiperakut Bakteriyel Konjonktivitler

Etkenler, N. gonore veya N. menningitis’dir. En sık sebeb olan gonokoklar hücre içi, gram(−) diplokoklardır. Cinsel yolla bulaşan genitoüriner enfeksiyon yaparlar. Erkekte 3-5 günlük bir inkübasyon süresini takiben pürülan üretral sekresyon olur. Tedavi edilmezse Cowper bezleri ve epididimis tutulur. Kadınlarda vakaların yarısı asemptomatik seyreder. Semptomatik olanlarda, vajinal akıntı ve dizüri olur. Tedavi edilmezse pelvise yayılır.

Ürogenital enfeksiyonun yaygın olmasına rağmen göz tutulumu azdır. Erişkinde göze bulaşma ellerle olur. Amerika’da bildirimi zorunlu hastalıklar arasında en sık olan gonoredir. Uyuşturucu bağımlılığı, para ve uyuşturucu karşılığı cinsel ilişki, 13-19 yaş arası cinsel ilişki artışı ile paralel olarak artış göstermektedir.

Erişkin tipi: Hiperakut bir enfeksiyon tablosu görülür. Çok miktarda, dışarı akan beyaz püy tipiktir. Kapaklar şiş ve hassastır. Aşırı miktarda, pürülan sekresyon olur. Konjonktivada difüz hiperemi ve kemozis vardır. Sıklıkla psödomembranlar gelişir. Kulak önünde belirgin lenfadenopati olur. Ağır vakalarda kornea tutulur. Gonokoklar, epitel defekti olmadan, korneaya penetre olabilen nadir bakterilerdendir. Kornea tutulumunda önce, kornea parlaklığı kaybolur ve matlaşır. Bunu takiben, genellikle periferde epitel defekti gelişir. Kemotik konjonktiva ile limbus arasındaki püy dolu sulkusta marjinal ülser başlar. Halka ülsere dönüşebilir, veya merkeze ilerler. Korneal ülser hızla ilerleyerek perforasyon ve endoftalmi yapabilir.

Tedavi için hasta yatırılmalı ve yakın takip edilmelidir. Göz sık aralıklarla serumla yıkanır. 80’li yıllardan itibaren penisiline dirençli gonokok suşlarına rastlanmaktadır. Plazmid veya kromozom aracılığı ile penisilin ve tetrasikline karşı direnç aktarılmaktadır. Nadiren kinolonlara dirençli suşlara da rastlanmaktadır. Henüz klinik olarak seftriakson veya diğer 3. kuşak sefalosporinlere dirençli suşlara rastlanmamıştır.

Gonoreli hastaların %15-50’de beraberinde genital klamidya enfeksiyonu da bulunmaktadır. Bu sebeple aynı yoldan gözde gonokoksik konjonktivitle birlikte klamidya enfeksiyonu da olabileceği unutulmamalı, varsa tedavisi yapılmalıdır.

Yenidoğan tipi: Doğumdan hemen sonra proflaksi uygulaması yaygın olarak yapıldığı için belirgin olarak azalmıştır. Bebek doğum kanalından geçerken gözlere bulaşır. Gonokok teşhis edildiği takdirde anne ve baba da tedavi edilmelidir. Doğumdan 24- 48 saat sonra hiperakut pürülan konjonktivit başlar. Kapaklar ileri derecede ödemlidir, zorlukla açılır, açıldığı zamanda pürülan sekresyon fışkırır. Konjonktivada belirgin kemozis vardır. Membran veya psödomembranlar olabilir. Acil bir durumdur, yayma yapılıp kültür alındıktan sonra hemen tedavi başlanır. Gram boyama ile yapılan yayma hızlı ve etkili bir tedavi için esastır. Gecikilecek olursa veya uygun tedavi yapılmazsa, kornea tutulumu, perforasyon, endoftalmi gelişebilir.

Korunma: Çeşitli ilaçlar kulanılır. Bilinen en eski ilaç %1 gümüş nitrat damlatılmasıdır, toksik etkileri sık olduğu için artık pek kullanılmamaktadır. Alternatif olarak povidon-iyodin damla (%2.5), eritromisin pomad (%0.5) kullanılır. (üçünün karşılaştırılmasında gonokok ve S. aureusa karşı etkinlik aynı iken, klamidyaya karşı povidon-iyodin daha etkili bulunmuştur). Bazı çalışmalarda ise povidoniyodinin, bakteriyel kolonizasyonu diğerlerinden daha fazla önlediği bulunmuştur. Toksik etkisi daha az ve en ucuz olandır. Povidon-iyodine karşı direnç gelişimi yoktur. Bakteri, klamidya ve herpes simpleks virus tip II ile yapılan bir çalışmada, povidon-iyodin üç farklı konsantrasyonda 1 dakika uygulandığında (%5, %1, %0.1), her üç solüsyonda da klamidya ve gonokoklar tamamen steril edilirken, klamidya %5 ve %1 solüsyonda etkili bulunmuş ancak %0.1 solüsyondan etkilenmemiştir. Bu sebeple %1 altında kullanılmamalıdır. Genellikle %2.5 solüsyon kullanılır. Bu yoğunlukta bakteri, klamidya ve herpes simpleks virüsü tamamen temizlenir.


3- Kronik Bakteriel Konjontivitler

En sık sebebi, S. aureus ve Moraksella lacunata bakterileridir. Enterik bakterilere de (proteus, E. coli, klebsiella) daha az olarak rastlanır. Kronik bakteriyel blefarokonjonktivitin en sık sebebi olan S. Aureus kapak kenarında koloniler oluşturarak buradan direk konjonktival enfeksiyon yapar. Kronik stafilokoksik konjonktivitde klinik olarak, difüz konjonktival hiperemi, minimal mukopürülan akıntı, konjonktivada kalınlaşma, follikül ve papillalar görülür. Toksinlerine karşı gelişen immün reaksiyonlarla da marjinal keratit, filiktenüler keratokonjonktivit görülebilir.

M. lacunata ise, iç ve dış kantuslarda kronik angüler blefarokonjonktivit yapar. Dış kantal bölgede ciltte maserasyon, kabuklanma izlenir. Kornea alt kısımda punktat keratit görülür. Hem Stafilokok, hem de Moraksella’ya bağlı kronik enfeksiyona, folliküler konjonktivit de eşlik edebilir.

Viral Konjonktivitler

Viral konjonktivitler kendini yabancı cisim hissi, batma, sulanma kızarıklık, ışıktan rahatsız olma (Fotofobi), parlak ışıklar çevresinde haleler görme gibi belirtileri olan ve çok kolay bulaşımı olan salgınlarla karakterize klinik tablolardır. Özellikle yüzme havuzlarından, ortak kullanılan makyaj malzemeleri, gözlük, havlu ile bulaşabilen ve el hijyeninin yetersiz olduğu durumlarda çok ciddi sayıda insanı etkileyebilen salgınlara yol açabilirler. Bazı durumlarda aileden bir kişide hastalığın çıkmasını müteakip diğer aile bireylerinde de aynı klinik tablo görülebilmektedir.

BULGULAR

1. Akıntı: İnflamasyona bağlı olarak damarların genişlemesi ve geçirgenliğinin artması sonucu meydana gelir. Viral konjonktivitlerde seröz sekresyon gözlenir.

2. Hiperemi: Hiperemi konjonktival damarların değişik nedenlere bağlı olarak genişlemesi ile olur. Buna “yüzeyel hiperemi” de denir. Silier enjeksiyon (derin hiperemi) ile ayırt edilmesi klinik bakımdan önemlidir. Derin yerleşimli damarların iltihaplanmaya katılması daha ciddi durumlara işaret edebileceğinden yüzeyel ve derin hiperemi arasındaki ayrım önemlidir.

3. Ödem: Herhangi bir dokunun içinde normale göre sıvının daha fazla olmasına ödem denilir. Konjonktival ödeme “kemozis” de denir. Konjonktival ödem alerjik ve enfeksiyöz konjonktivitler, orbita basıncını arttıran tümörler ve anevrizma gibi hastalıklar, orbital selülit, orbita ve göz ameliyatları, sağ kalp yetmezliği, akut glomerülonefrit, protein kaybettirici enteropatiler, kavernöz sinüs trombozu, karotikokavernöz fistül, trişinozis, Graves oftalmopati gibi pek çok hastalık sonucu oluşur.

4. Follikül: Özellikle alt fornikste lokalizasyon gösteren lenfoid yapılardır. Saydam, yüzeyi düzgün, soluk renktedir ve yapısı içinde damar görülmez. Akut olarak inklüzyonlu konjonktivit, adenovirus enfeksiyonlarına bağlı olarak faringokonjonktival ateş ve epidemik keratokonjonktivit, herpes simpleks ve zoster enfeksiyonları, trahom, molluskum kontagiozum, uzun zaman sert kontakt lens kullanılması, göz protezleri, postoperatif keratoplasti ve bazı ilaçların uzun süre kullanılması (Karbakol, Amphoterisin B, neostigmin, pilokarpin) sonucu görülürler.

5. Membran: Membran tıbbi dilde ince zar anlamına gelmektedir. Konjonktival epitel ile koagule eksudanın yapışması sonucu oluşur. Kolayca soyulabilen cinsine “yalancı membran”, soyulması zor olan ve epitel yırtılması ve kanamaya neden olan cinsine “gerçek membran” denir.  Adenovirus, pnömokok, odunsu konjonktivit, gonokok ve vernal konjonktivitler ile difteri enfeksiyonları sırasında görülebilir. Membrana neden olan konjonktivitler konjonktival ülseresyonlarla birlikte bulunduklarında; sembleferon, entropium ve trikiazise neden olabilirler

6. Subkonjonktival kanama: Konjonktival kanama gözü saran beyaz tabakanın içerisindeki damarların yırtılması sonucu konjoniva içinde kanamayı ifade eder. Konjonktiva altına kanama sıklıkla 3 hafta içerisinde düzelir. Konjonktivit etkenlerinden; bakteriyel ve klamidyal enfeksiyonlar, virütik enfeksiyonlar konjonktiva altına kanamaya neden olabilirler.

7. Lenfadenopati: Lenfadenopati vücuttaki lenf düğümlerinin iltihaplanma sonucu şişmesini ifade eder. Göz çevresindeki iltihaplanmalarda genelde kulak önü (preauriküler) ve çene altı (submandibüler) lenf düğümlerinde şişme görülür. Genellikle klamidyal ve viral enfeksiyonlara bağlı olarak görülür.

8. Punktat epitelyopati: Punktat epitelyopati kornea denilen gözün şeffaf tabakasının yüzeysel olarak epitelyum hücre kaybı anlamına gelmektedir. Özellikle viral konjonktivitlerin seyri sırasında korneanın derin tabakalarına invazyon göstermeyen keratitler oluşur.

Viral Konjonktivit Tipleri

1.Epidemik Keratokonjonktivit: En sık görülen ve en fazla salgınlara yol açan konjonktivit türüdür. Etken virüs Adenovirüs tip 8 ve 19’dir. Hastalığın kuluçka devri 5-14 gündür. Dolayısıyla hastalar nereden hastalığı kaptıkları hakkında fikir sahibi olamayabilirler. Salgınlar şeklinde (Epidemik) veya şahısları tek tek etkileyebilen (sporadik) şeklinde olabilir. Bulaşım şekilleri başta da belirtildiği gibi elden ele, gözden göze, aletten göze, ortak gözlük, havlu makyaj malzemesi kullanımı ile olabileceği gibi son yıllarda yüzme havuzlarından da bulaşım oldukça sık görülmektedir. Hastalık çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonu, grip benzeri bulgularla başlayabilir. Genellikle tek taraflı başlar, yaklaşık 2 hafta sonra diğer göze geçer. Hastanın şikayetleri sulanma, batma, ağrı ve preauriküler (kulak önü) ağrılı lenfadenopati şeklindedir. Ayrıca yapılan muayenede kapak ödemi, konjonktival hiperemi, kemozis, subkonjonktival hemoraji, seröz salgı, alt fornikste bol folliküller görülür. Şiddetli olgularda konjonktival membran görülebilir. Hastalarda noktasal epitelyal keratit genelde görülürken yaklaşık 2 hafta sonra yüzde 50 olguda subepitelyal infiltrasyonlar görülür. Bu epitelyal infiltrasyonlar birkaç ay içinde iz bırakmadan iyileşebilir. Ancak maalesef bazı olgularda ise yıllar boyu da devam edebilen korneal kesiflikler oluşur. Adenoviral konjonktivitin özgün tedavisi mevcut değildir. Tedavide amaç hastayı rahatlatmak ve diğer problemlerin açığa çıkmasını engellemeye çalışmaktır. Soğuk kompresyon, suni gözyaşları, topikal NSAID, sistemik analjezikler semptomatik tedavi için, inflamasyon baskılamak için topikal steroidler kullanılabilinir.

2.Faringokonjonktival Ateş: Adenovirus tip 3, 4 ve 7 tarafından oluşturulan çocuklar ve gençlerde sık görülen ve küçük çaplı salgınlar (epidemiler) oluşturabilen bir konjonktivit türüdür. Damlacık yoluyla ve yüzme havuzundan bulaşır. Hastalığın kuluçka dönemi 2-14 gün civarındadır. Hastada göz bulguları (Folliküler konjonktivit) ortaya çıkmadan önce grip bulguları ve boğaz ağrısı kaybolur. Hastalığın belirti ve bulguları epidemik konjonktivit gibidir. Ama kornea tutulumu daha seyrektir. Kornea tutulumu sadece epitel düzeyinde ve iz bırakmadan iyileşir. Epidemik konjonktivitteki gibi özgün tedavisi yoktur. Hastaları rahatlatmaya yönelik semptomatik tedavi verilebilir.

3.Akut Hemorajik Konjonktivit: Konjonktiva içinde kanamalarla karakterize olan bu klinik tablo picornaviruslardan olan enterovirus tip 70 tarafından oluşturulur. Çok bulaşıcı ve geniş epidemilere yol açar.Diğer konjonktivit türlerinde olduğu gibi bulaşım el-göz teması ile meydana gelmektedir. Kuluçka süresi 12-48 saat civarındadır. Hastalarda başağrısı, myalji, boğaz ağrısı görülür. Preauriküler (kulak önü) ağrılı lenfadenopati ile folliküler konjonktivit ani olarak başlar ve 24 saat içinde konjonktiva altına büyük kanamalar olur. Kornea tutulumu nadirdir. Noktasal yaygın epitelyal keratit olabilir. Tedavi şikayetleri azaltmaya yöneliktir.

4.Herpes Simpleks Konjonktiviti: Herpes Simplex Virüs primer enfeksiyonu sırasında görülür. Kuluçka dönemi 3-12 gün civarındadır. 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda görülür. Tek taraflı folliküler konjonktivit şeklinde olur. Kulak önü adenopati, konjonktivada membran, kapak cildinde veziküllü döküntüler görülür.Konjonktiva üzerinde dentritik lezyonlar nadir görülür. Konjonktiviti takiben dentritik keratit gelişebilir. Özellikle sık sık tekrarlayan folliküler konjonktivitte HSV infeksiyonu düşünülmelidir. 2 hafta içinde tedavisiz iyileşebilir. Topikal antiviral kullanılması konjonktivit seyrini kısaltabilir ve kornea komplikasyonları riskini azaltabilir.

5.Molluscum Kontagiosum Konjonktiviti: Bu viral konjontivit türünde etken poxvirus’tür. Göz kapağında beyazımsı, ortası çukur kabarıklık tarzında döküntüler oluşur. Tek taraflı kronik folliküler konjonktivit gelişir. Noktasal epitelyal keratit olabilir. Konjonktivitin uzun sürdüğü olgularda yüzeyel pannus gelişebilir. Konjonktivitin kontrolü için nodüller diatermi veya kriyoterapi ile tahrip edilebilir veya eksize edilebilir.

Allerjik Konjunktivitler

Göz alerjenlere karşı korunacak şekilde kapalı olmadığı için allerjik reaksiyonun sık görüldüğü yerdir. Gözde allerjik nedenle oluşan hastalıklar şunlardır.

-Allerjik konjonktivit
-Vernal konjonktivit 
-Atopik keratokonjonktivit
a)Allerjik konjonktivit, gözün en sık rastlanan allerjik hastalığıdır. Nedeni dışarıdan gelen alerjenlerin göz kapağının iç yüzünde bulunan allerjik reaksiyona sebep olan salgı hücrelerini (mast hücreleri) uyarmasıdır. Allerjik konjonktivit mevsimsel ve yılboyu süren olmak üzere iki tiptir. Mevsimsel allerjik konjonktivit ilkbaharda başlar, en sık neden çayır otu polenleridir, polen mevsimi bittiğinde kendiliğinden düzelir, sıklıkla burun allerjisi ile birliktedir(Alerjik rinokonjoktivit). Yılboyu süren allerjik konjuktivitte şikayetler tüm yıl boyunca devam eder, mevsimsel değişiklik göstermez. 

Allerjik konjonktivitte gözlerde yanma, kaşıntı, sulanma, çapak oluşumu ve göz kapaklarında şişme görülür. Gözkapağının iç kısmında da kızarıklık, şişme vardır.

b) Vernal konjuktivit de mevsimsel olarak tekrarlayan bir allerjik konjonktivit tipidir. Genellikle çocukluk döneminde ilkbaharda başlar, hastada veya ailede genellikle allerjik hastalık hikayesi vardır, genellikle 30 yaşa kadar kaybolur. Vernal konjoktivit sıklıkla sıcak ve kuru iklimlerde görülür, soğuk iklimlerde nadirdir. Nedeni tam olarak bilinmemektedir, bir veya çok sayıda alerjenle oluşuyor olabilir. Rüzgar, sıcak hava, parlak ışık, toz ile artan şiddetli göz kaşıntısı olur, sulanma, ışıktan rahatsızlık, gözde yabancı cisim hissi diğer yakınmalardır.


c)
Atopik keratokonjoktivit yıllarca devam eden ve görme kaybına yol açabilen bir diğer kronik alerjik konjoktivit tipidir. En sık 30-50 yaş arası görülür, genellikle hasta veya ailesinde güçlü bir atopi hikayesi vardır.

Göz alerjisinin tedavisinde öncelikle dikkat edilmesi gereken alerjenden ve tahriş edicilerden sakınmadır. Güneş ışığından korunmak için güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Ayrıca göz doktoru tarafından tavsiye edilen damlalar kullanılmalıdır.

Güncel Haberler
65 yaş ve üstü hastalarımızdan göz muayene fark ücreti alınmamaktadır. Uygulama, kampanyaya dahil doktorlar tarafından ve sınırlı sayıda yapılmaktadır.



Sayın hastamız; hastalıkların tedavisinde en önemli aşama erken ve doğru tanıdır. Doğru tanı doğru tedavidir. Gören ve gülen gözlerle sağlıklı günler dileriz..



65 yaş ve üstü hastalarımızdan göz muayene fark ücreti alınmamaktadır. Uygulama, kampanyaya dahil doktorlar tarafından ve sınırlı sayıda yapılmaktadır.



Sayın hastamız; hastalıkların tedavisinde en önemli aşama erken ve doğru tanıdır. Doğru tanı doğru tedavidir. Gören ve gülen gözlerle sağlıklı günler dileriz..
© 2011 Her Hakkı Saklıdır. 2 Adam Yazılım